8 Ağustos 2013 Perşembe

BAYRAMI KUTLAMAK

Bayramı kutlamak,

Ben kutlamayacağım.
Nedeni…
Zata ile başlayayım
''Benciller acıyı yaşamadan anlamazlar dostum.'

Ülkem acı çekiyor,ben ondan geri kalanları.

'Can Yücel le devam edeyim,

Nefes almak bayramdır mesela;günün birinde soluksuz
kalınca anlar insan...
Görmenin nasıl bir bayram olduğunu karanlık öğretir;
sevmeninkini yalnızlık...
Sızlamayan her organ,hele de burun direği bayramdır.
Bayramdır,elden ayaktan düşmemek,
zihinden önce bedeni kaybetmemek,
Kurda kuşa yem olamayıp 'çok şükür bugünü de gördük'
diyebilmek...

Cevher Necip Onat ile sürdüreyim.
Benim için her gün bayram.
Zamanı donduran eski fotoğraflara nedametsiz bakabilmek, altı çizilmiş eski kitapları aynı inançla okuyabilmek, yol arkadaşlarının yüzüne utanmadan bakabilmek bayramdır.
Alnı açık yaşlanmak bayramdır; ulu bir çınar gibi ayakta ölebilmek bayram...
Bunların kadrini bilirseniz, kıymet bilmeyi öğrenirseniz her gününüz bayram olur.
Meraklanmayın, öyledir diye size deli demezler.
Deseler de böyle delilik, bayram artığı günlerdeki nankör akıllılıktan evladır.

Hürriyete doğruda
Orhan Veli

benim kafada anlatır bayramı.

Gün doğmadan
Deniz daha bembeyazken çıkacaksın yola
Kürekleri tutmanın şehveti avuçlarında
İçinde bir iş görmenin saadeti
Gideceksin
Gideceksin ırıpların çalkantısında
Balıklar çıkacak yoluna karşıcı
Sevineceksin
Ağları silkeledikçe
Deniz gelecek eline pul pul
Ruhları sustuğu vakit martıların
Kayalıklarındaki mezarlarında
Birden
Bir kıyamettir kopacak ufuklarda
Denizkızları mı dersin, kuşlar mı dersin
Bayramlık seyranlar mı dersin, şenlikler cümbüşler mi
Gelin alayı, teller, duvaklar, donanmalar mı
Heeeey
Ne duruyorsun be at kendini denize
Geride bekleyenin varmış aldırma
Görmüyor musun her yanda hürriyet
Yelken ol, kürek ol, dümen ol, balık ol, su ol
Git gidebildiğin yere

Bayram gidebilmektir,gidemeden neyi kutlayacağım,kaldı ki ülkem tutsak ,ben bir başka tutsak, bu bayramı kutlamıyorum.

8 ağustos 2013
Güzelyalı




Deniz-Yelken adına
Erkut Soysal

4 Temmuz 2013 Perşembe

DİASPORA BİZİ KURTAR.............

Bugün yine gündem şakülünden kaydı,
Mısır,
kim yaptı neden yaptı,diktatör mü,seçimle gelen bir yönetici olup sonradan mı kaydı,İslamın göçüşü mü,ordu mu halk mı,darbelere evet mi,darbelere hayır mı, ABD bu işin neresinde,bir sürü soru ve cevapları arasında,
BİZİMKİ YİNE YIRTACAK.
Bizim evde ise mutfakta başka şeyler de pişirilecek,kökeninde genelde hüzün yatan diaspora bizi kurtarabilir mi,kendini kurtarmak için dışarı gitmiş zaten,ya da tercih ettiği sistemi yaşamak için tebdil-i mekan etmiş vatanseverler,içeride ki halk mı,sadece gençlik mi,ordu çık ortaya oynayalım mı,ohooooooo,
yine başımız dönecek,
toplantılar legalleşecek,sahur sofralarına inecek.Dokunulmazlık kazanacak, din şemsiyesi ile,iktidar buna yeni taktikler geliştirmek zorunda kalacak.
hey dostum,hiç sıkılmayacağız,hareketli günler bizi bekliyor.

  • Erkut Soysal BOŞ VER BE ABBAS GÜN DÖNMEK ÜZERE,YIKARIZ HERŞEYİ CHP YE ,VAKİT TAMAM.DOLDUR KADEHLERİ.HAA AKLINIZDA OLSUN FİYATLAR YİNE ARTTI.YA DA ARTACAK.URUUUN ZINDIKLARA......HÜLOOOĞĞĞĞĞĞ.

30 Haziran 2013 Pazar

GERÇEĞİMİZE DÖNMEK

Vatanımız,hatta gezegenimizi kurtardık,benim eve dönmem ,kendi gerçeğime dönmem lazım artık.

Gelelim bizim gerçeklere,yaşama,bakalım ne durumdayız,az kaldı belki ama ,kalan bölüm her gün daha da zorlaşmakta,
şükür ki yetinmesini öğrendik de ve tad almasını,ne yediğimiz ne içtiğimiz önemli değil artık,hangi ağızla yediğimiz,nasıl yediğimiz bizi ilgilendiren sadece,
bir de şunu iyice gördük,"el den gelen öğün olmaz,olsa da gününde gelmez" diyen kocamışların bir bildiği varmış,biz de kocayınca öğrendik bunu.Zaten dengelerimizi bozmaktan başka işe yaramazlar,güvenirsek,beklersek elden geleceği.
Kardeşim kural bu,kocayınca gideceksin,çünkü başka türlü olursa kesin ızdırap çekeceksin ve kimsenin sana dönüp bakması,anlaması yanı sıra  hayatını kolaylaştırma gibi bir anlayışı da yok.Onlar hala evin haline bakmadan vatanı kurtarmakla meşguller.Kim kaldı geriye,devlet.Devlet zaten sana sadece sadaka veriyor,akıllı davranıp senden sonrakilerin seni kollamalarını gerektirecek kıyıda koşede bir şeyin yoksa onlara kalacak,zaten selam bile vermezler,halbuki senin bu durumun mal yerine onlara yatırım yaptığından kaynaklanır,ama söyleyemezsin,onları zamanında en büyük yatırım olarak gördüğünü,
ne kötüdür yanlış yatırımlar,ama sen hala yanlış yatırım diye düşünmezsin ,iyi ki yapmışım dersin,dersin de...........
Ah şu dizler,sen artık dizlerinle, dişlerinle düşünmeye başlamışındır,farkına bile varmazlar..
Haziranın son pazarı...............
Pazar günü denemeleri.....
BENCE..

18 Nisan 2013 Perşembe

İNSAN MI ? O DA NE ? İNSANLIĞIN OLMADIĞI YERDE İNSAN ARAMAK YAMAN YANILGI.


Hiç yorum yapmadan yayınlamak en güzeli,


From: eyelkenli <yelkenciler@hotmail.com>
To: YelkencilerLokali@yahoogroups.com
Sent: Wednesday, April 17, 2013 11:15 AM
Subject: [YelkencilerLokali] Hiçbir kural insan hayatını koruma ve kollama kuralının önüne geçemez.

Hayır.
Birinci kural, ilk kuralın ihlalidir.
Birinci kural "Fair" bir "Yarış"'tan bahseder.
Yani "Yarış"

- Bir insani "dostluk etkinliğinin" adıdır.
- Törpülenmemiş hırsların değil
- salah (sulh, barış) görmemiş, beşeri (insani) zaafların değil.

Yarış = İnsan ögesinin, insanlar topluluğunun, ekip uyumunun, tabiat, doğa şartlarına, fizik kuralları ile

A H E  N K ,
U Y U M ,
sağlama BECERİSiNİN ortaya konabileceği bir olgu,
bir sanattır.

Amaç;

yarış başlangıcından, bitimine,

ekip üyelerinin birbirlerine "görev, iş" buyurmadan, sessizce, her bireyin üzerine düşen görevi, bihakkın ifası ile,

tabiattan aldıkları gücü (yelken, rüzgar, akıntı, trafik, çapariz,...)
tabiata doğaya karşı en ETKEN kullanabilen (kurallar içerisinde ve fair, dostane havada) ekibin tayinidir. Ãlçü zahiren, hazdır, rotadır, kayıktır, ...

Bunları konuştuk.

Geldiğimiz nokta,
hırs yoksa yarış yoktur.
Yarışta kazanmak için (yersen) her yöntem mubahtır noktasına geldik.

İşte aralarımızdaki insani fark budur.

Yani

h e n g â m e ,

karışıklık,
terör.

Kutlu olsun.

Bir yazı anlayabilene bir hüküm ifade eder.

Muhatabınız,
hırs ile harislik ile,
fair arasındaki farkı, ahengi kavrayamıyorsa,
yarış içerisinde bir doktorun, yarışı terkedip denize düşene yardıma koşmasını anlayamaz. Anlatamaz.

Bunu kurallar, protestolar, temizlemez, düzenleyemez, düzeltemez.

İş kafada başlayıp, kafada biter.

Biz de o görgüye, terbiyeye, ahlaka, olgunluğa, kupa doygunluğununa
illaki bir gün ERİŞİRİZ.

Umarım birbirimizi EN AZ KIRARAK.

6 Nisan 2013 Cumartesi

T E K N E D E B A Y R A K

HATIRLAMAMIZ İÇİN.




Teknelerde Ulusal Bayrak
Açıklama 1: 
İki yasamızın tanımlamaları birleştirildiğinde, kürekten başka bir güçle (motor ve/veya yelken) yürütülen ve pek küçük olmayan bütün tekneler “gemi” olarak kabul edileceklerdir. Konumuzun, esas itibariyle amatör denizcilerin kullandıkları teknelerle ilgili olması bir yana, aşağıdaki metinde Denizde Çatışmayı Önleme Tüzüğü’ndeki tanımlamaya da sadık kalınarak gemi yerine tekne tanımı kullanılmıştır. Aşağıda anlatılanlar içinde, yasal düzenlemeler yanında konunun teamül haline gelmiş uygulamaları da öne çıkarılmaya özen gösterilmiştir. Denizcilik etiketi, tarihin derinliklerinden gelen teamülle zenginleşmiştir ve asıl önemli olan da budur. 
Türk Bayrağı açısından bakıldığında;
Askerî gemiler hariç, tipi, sınıfı, boyutları ne olursa olsun her Türk teknesinin taşımakla yükümlü olduğu Bayrak, seyirde;
Kıç tarafta, güvertede, omurga hattı üzerinde, küpeşteye 40-45 derece açıyla bağlanmış özel gönderinde (direğinde) taşınır. Gönder, tercihan ahşap malzemeden yapılmış olmalıdır.
Gönder, teknenin, yapısal özellikleri nedeniyle, kıç tarafında bulunabilecek vinç, makara, matafora, rampa vb. engeller nedeniyle, omurga hattı üzerine yerleştirilemiyorsa, yine kıçta sancak tarafa yerleştirilir.
Birden fazla direkli yelkenli teknelerde, arka direk bumbasının veya yelkenin engellemesi (çapariz vermesi) nedeniyle seyirde Bayrak, kıç tarafta, omurga hattı üzerinde veya sancak tarafta taşınamıyorsa, arka direk (mizana direği) şapkasına ilâve edilecek bir gizde taşınabilir. Bu tip tekneler limandayken, Bayrağın kıçtaki asıl yerine (gönderine) çekilmesi esastır.
Seren (yan) yelkenli teknelerde seyirde Bayrak, en arka direkteki randa yelkenin çördek yakasında taşınır. Çördek yakası bu yelkenin sereninin pupaya bakan ucudur. 
Açıklama 2:
Randa yelken günümüzde, üstünde bir seren, altında ise bumba bulunan dört köşeli bir yelkeni tanımlar. Oysa Randa, kabasorta armalı teknelerin en arka direğindeki yan seren yelkenin adıdır. Seren yelkenli büyük tekneler, denizlerde yavaş yavaş azalırken, randanın adı dilimize, benzetmeyle genellenerek intikal etmiştir.
Tekne limandayken Bayrak, gün ağardığında veya en geç saat 08.00’de gönderine çekilir (toka edilir), gün batımında veya en geç saat 21.00’de indirilir (arya edilir).
Seyir halinde bulunan tekneler Bayraklarını gece çekili bırakabilirler.
Karaya çekilmiş teknelere Bayrak çekilmez.
Askeri gemiler hariç, bütün tekneler sadece bir adet Türk Bayrağı taşırlar. Askeri olmayan teknelerde birden fazla Bayrak taşınması ancak Ulusal Bayramlarda mümkündür.
Seyirde, Türk Bayrağı dışında, (haberleşme amacıyla kullanılacak uluslararası işaret/kod flamaları hariç) başka hiçbir bayrak veya flama taşınmaz. Haberleşme bitince, kod flamaları indirilir. Şu kadar ki, yatların kulüp forsları seyirde ve limanda anadirek başındaki özel gönderinde gece ve gündüz taşınır.
Tekne sahibinin, varsa özel forsu/flaması sadece limanda ve kendisi teknedeyken ana direk sancak gurcatasında taşınır. Bu gurcatada, misafir olunan ülkenin bayrağı çekiliyse, tekne sahibinin forsu iskele gurcatada ve sadece limandayken taşınır. Tekne sahibinin forsu sadece iki durumu anlatır: a) Fors çekilmişse “teknedeyim”, b) Fors mezestre ise (yarıya kadar çekilmişse) “teknedeyim, rahatsız edilmek istemiyorum”.
Karantina bayrağı (Q bayrağı) da ana direk sancak gurcatasında taşınır, iki anlamı vardır: a) Sularınızda bir limanınıza uğramadan seyrediyorum (transit), gemimde bulaşıcı hastalık yoktur, serbest geçiş hakkı istiyorum/kullanıyorum, b) Limanınıza geldim, gemimde bulaşıcı hastalık yoktur, giriş işlemlerime başlanmasını istiyorum/bekliyorum.
Bir ülkenin karasularından transit geçiş tamamlanınca, karantina bayrağı indirilir.
Bir ülke limanında giriş işlemleri tamamlanınca, karantina bayrağı indirilir ve yerine (ana direk sancak gurcata), misafiri olunan ülkenin bayrağı çekilir. 
Misafiri olunan ülkenin bayrağına da saygı göstermek gerekir. Adı üstünde, Nezaket Bayrağı olarak bilinen bu bayrağın boyu, göze hoş görünecek şekilde tekne boyuyla orantılı olmalı, uzaktan iyi seçilmeli, eskidikçe, yıprandıkça, yenisiyle değiştirilmelidir. 
Acil durum veya başka gemilerle haberleşme hali dışında, Karantina bayrağı ve misafir olunan ülke bayrağından başka hiçbir bayrak, fors veya flama seyirde gurcatalardan herhangi birisinde taşınmaz. 
Bayrak, teknelerin iç ve dış yüzeylerine (bordalarına, yaşam mahallerine, kamara kenarlarına) boyayla boyanamaz, folyo olarak yapıştırılamaz, resmedilemez, bir başka deyişle; Türk Bayrağı, hangi türden olursa olsun eşya üzerine boyanamaz/resmedilemez. Türk bayrağının boyanabileceği tek yer sivil uçakların yön dümenidir. Şu kadar ki Bayrak oraya da yasal oranlar (1x1,5) esas alınmaksızın, sadece al zemin üzerine doğru şekilde çizilmiş Ay-Yıldız’ın boyanmasıyla resmedilebilir. 
Genel bir uygulama (teamül) olarak ve kimi istisnalarla, yarışan teknelerde ulusal bayrak taşınmaz; yarış kurallarının belirlediği yerlerde sınıf bayrakları taşınır. Ne var ki, yarışın başka ülkelerin sularından geçmesi veya bir başka ülke limanında son bulması halinde, o ülke sularında, karantina bayrağıyla birlikte ulusal bayrağın taşınması gerekeceği doğaldır.
Yasaların ortak tanımı göz önüne alındığında, kürekle yürütülen sandallar gibi küçük sürat botlarının da Bayrak taşımalarının zorunlu olmayacağı anlaşılır.
Türk Bayrağı, onu taşıyan araca veya sahibine değil, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tümüne aittir, ortak varlıktır, saygıyla, özenle, taşınması esastır; yırtık, delik, tirfillenmiş, soluk, taşınması, yerlere, araçlara, çatılara, duvarlara, boyanması, benzetme şekiller yapılması hoş değildir.
Teknenin taşıyacağı bayrağın büyüklüğü konusunda bir standart yoksa da bayrağın tekne boyuyla orantılı olması beklenir. Örnek olarak teamüle dayalı bayrak uzunluk ölçüsü verilebilir. Buna göre Bayrak boyu, tekne boyunun her 30 santimetresine (yaklaşık 1 foot/ayak/kadem) 2,5 santimetre (yaklaşık bir inç/pus) olarak seçilir. Örneğin boyu 15 metre olan bir teknenin taşıyacağı bayrağın uzunluğu 1,25 metre olacaktır. Şu kadar ki sert havalarda veya yüksek süratli teknelerde daha küçük boy bayrak da taşınabilir. 
Türk Bayrağı standart ölçüleri “uzunluk = genişlik x 1,5” olarak saptanmıştır. Boy kademeleri 50 santimetre ve katları şeklindedir. Buna göre Bayrak boyları örneğin 75, 150, 225, 300 santimetre olacaktır. Bu bağlamda yukarıdaki paragrafta 1,25 metre olarak hesaplanmış Bayrak yerine 1,50 metre boyunda bir Bayrak taşınması gerekecektir.
Yukarıda sayılan ve kısmen de teamüle uygun hususların uygulanmasında Türk Bayrağı Kanunu ve Türk Bayrağı Tüzüğü hükümleri saklıdır.
Açıklama 3:
Bayrağın hangi araçlarda taşınabileceğini bilmek, onun yanlış kullanılmasını, önlemek bakımından önemlidir. Türk Bayrağı sadece 6 tür araçta taşınabilir:
1. Cumhurbaşkanı’nın makam aracı,
2. Valilerin makam araçları,
3. Ulusal bayramlarda ve Valinin bulunmadığı hudut görüşmelerinde Kaymakamların makam araçları,
4. Yurt dışında görevli Büyük Elçilerimizin görevli oldukları ülkede kullandıkları makam araçları,
5. Gemiler/tekneler ve
6. Sadece yön dümeni üzerine boyayla resmedilmek koşuluyla sivil uçaklarımız.
Türk Bayrağı, sayılan bu 6 araç türü dışında başka hiçbir özel veya resmî araçta taşınamaz. Bunun dışında, örneğin eşya üstüne boyamak, örtü olarak sermek, çamurluklara, kapılara, tavanlara, camlara asmak, araç plâkalarına boyamak, çamur ve pisliğe maruz bırakmak, araçlarda fren lambası şeklinde veya arka cam gölgeliği olarak kullanmak gibi haller, bayrağın saygı ve özenle kullanılmasıyla bağdaşmaz.

13 Mart 2013 Çarşamba

BİZ DENİZCİLER HADDİMİZİ BİLİRİZ

Biz denizciler bir sürü şeye inanırız,doğru veya yanlış,bir sürü 

geleneğimiz yanında  


efsanelerimiz,hikayelerimiz vardır.Bir çok konuyu da dikkate 


almamak değil sorun olarak 


görmemeğe , geçmeğe çalışırız ve hatta aklımıza 


getirmemeğe,



teknelere dişi isimleri veririz,fakat bazı hallerde teknede 

kadını irdeleriz,bütün tehlikelerle 


karşı karşıya olsak bile onlara tehlike diye bakıp umutsuzluğa 


kapılmayız,her şey sorun 


olduğu halde onları yok saymaz ama üstesinden gelmeğe 


çalışırız,fakat devamlı 


tehlikeden,sorundan bahsetmeyiz ve yanımızdakileri veya 


bizden ayrı denize çıkacakları 


tedirgin etmeyiz,böyle davrananlara şom ağızlı deriz,uğursuz 


deriz,hele başkası ile denize 


çıkacak birine,denize çıkacağı kişiye güvenini sarsmasa 


bile,yermek yerine,bu davranışımızın


yanında tedirgin olacağını bilip,güvensizlik değil,güven 


aşılamaya çalışırız.Aykırı 


davranışımız sonucu,devamlı kötü yorumlarımızın bir tersliğin 


gerçekleşme olasılığının 


arttığını düşünürüz,biz denizciler felaket tellallarını değil akılı 


tavsiyeler verenlerı severiz,biz 


denizciler başkalarından çok bildiğimizi düşünsek bile 


üstümüze vazife olmayan kişisel 


tercihlere karışmayız,çomak sokmayız,



biz denizciler haddimizi biliriz.



Deniz-yelken adına


Erkut Soysal

11 Mart 2013 Pazartesi

DENİZ CİDDİ İŞTİR,YALAKALIĞA,DEDİKODUYA GELMEZ AMA YARIŞLAR BUNDAN BİR TÜRLÜ KURTULAMAZ

Ada ile Marsilya arasında orsa gidiyoruz,
Dümende ben,
ana yelkende Kaptan,
Patron kamarada,içerde,veya balon başında ,gayet uygun hiç zorlamadan gezer gibi gidiyoruz.
,
rüzgar aniden arttı,yarış standartlarını aştı çok kısa sürede ve apaza 
sancağa drise etti,
Kaptan her şey kendisine anlatıldığı ve kendisi ile en az beş kez yarışa çıkıldığı halde,ana yelken iskotasını boşaltamadı,araba yok donanımda çift yönlü iskota ile kontrol ediliyor ana yelken.
Kaptan pupa palangasını da boşaltamadı,nedenlerini mutlaka kendisi biliyordur.
tekne sancağa rüzgar üstüne savruldu,
ben yağan yağmur ve bu hızlı savrulma ile ayaklarımın da kaymasıyla sol elim sol simitte,sağ eli sağ simitte iki dümen dolabı arasına yere oturdum.Veya kıçüstü düştüm.Nasıl bakıldığına bağlı.Düştüğüm yerden tekneyi rüzgarüstü durumda tuttum.
Kaptan yelkenleri küçültemedi ,saramadı tekne rüzgar üstüne dönmesine rağmen,
iskotayı da boşaltamadı,palangayı da boşaltamadı ve Patron içeriden çıktı veya nerede ise geldi, birlikte yelkenleri oldukça uğraşıp zor da olsa kapatabildiler,yelkenlere bir şey olmamasını sağladılar,çok küçük bir alanlı fırtına jibi gibi cenova bıraktık.bu ara rüzgar tam 180 derece döndü batı-güneybatı esmeğe başladı,orsa şamandırasını dönüp balon seyri planlayan
teknelerden balon basmış olanlar probleme düştü,(onlar bile tehlikeye düşmediler)balonları kurtaranlar toplayıp toparlanıp orsa devam ettiler,.Bu ara komite azgelişmiş minikler gurubu yarışlarını abondene etti ve motorla marinaya döndük.Patron ve kaptan benim kıçüstü ıslak havuzda düştüğümü görmediler bile, bana döndüklerinde iki elim iki dümende havuzda yerde oturuyor idim.

Şimdi burada gerçeği bulalım,
Kaptan yapması gereken ayarları yapmamıştır,
Kaptan becermesi gerekirken cenova yı saramamıştır,
Kaptan ana yelkeni boşlayamamış,saramamıştır.

Kaptan trimde olmasına karşın yukarıdaki anlattıklarım nedeni ile yelkenler üzerindeki yükü azaltamamış en tecrübeli gemici olması gerekirken trimlerle tekneyi kontrol edilebilmesini sağlayamamıştır..
Kaptan Bunu gelip anlatti ise “tehlike geçirdik” diye,sebebi kendisinin suçlanacağını zannedip peşinen savunma anlayışı olabilir.Bunu başka bir tekne anlatamıyacağına göre,çünkü bunlar olur iken olay anında görüş mesafesi 20 metre bile değildi,her tekne kendi derdindeydi.
Kiralayan acentanın ın da bunu uygun olmayan şekilde iletmesi,başka teknelerden diye kullanması hoş olmamıştır.
Herhangi bir tehlike,problem söz konusu olmamış,sadece yelkenlerin hasar görmemesi için çabalanır iken yine sadece kaptanın yetersizliğinden kargaşa bile olmayan yetersizlik yaşanmıştır.
Zaten iddialı olmadığımız için bunların üzerinde hiç durulmamış ve problem olarak iletilmemiştir,çünkü bizim denizde oluş amacımız ve tarzımız onların anladığı gibi değildir.

Yani Gereksiz konulara değinen öyle bir yazı.bana ayıp olmuştur,patrona da ayıp olmuş.
Olsun patron sen aldırma biz nasılsa anlıyoruz...Az gelişmiş miniğiz..